Interior Architect and Designer

18 Nisan 2014 Cuma

İç Ses

Gecenin karanlığı çökmüş
Yıldızlar anıların
Ay soğukluğun
Gece yalnızlığım
Vakit çok geç olmuş
Anılar flulaşmış
Her telefonun çalması
Yeniden alevlenen bir şöminedir yüreğimde
Geçmiş kovalar ardımdan
Hayalin kaldı gözlerimde
Her fotoğrafında sözlerin gelir aklıma
Bazen kavurucu bazen baldan tatlı
İçim acır anlatamam
Gitme desem değişmeyeceğinden
Kalırım ağır bir yükün altında
Cesaretim kuşun kanadı misali kırık ve incinmiş
Dilimden dökülemez kal demek
Kararını verene
Zaman geçer mi bilmem
Gelir mi dönüş günün
Koşar mı ruhun bana
Saadete boğar mısın beni
Dilin söyler mi o iki kelimeyi
O kadar uzaksın ki
Gitmemiş olsan bile
Karşımda otursan bile
Anahtarı kayıp bir kilitli kapı
Her hamlede sersemleten
Git desem iz bırakma arkanda
Dönme gözüme gözükme diyemem ki
Küller içindeyim
Su bekleyen çiçekler
Yüzünü güneşe dönen ayçiçekleri
Sana dönmüş yüreğim
Yağmur hızlanıyor senin ardından
Arkandan karlar kaplayacak senden kalanları
Yorgun artık bu beden
Çaresiz kalmış yapacak bir şey yok
Sağır haykırışlarla acı bir son
Baş başa kaldım İstanbul ile
Gözyaşlarımı sildim
Tebessümüm kaldı ardımdan
İsmini yasakladım seni tanıyanlara
Adını anmıyor artık hiç kimse
Şimdi sen yakın zamanda kalbi durmuş biri
Belki de acısı taze olsa da dik duran mağrur birisiyim
Belki de her şeyi unutmayı göze almış birisi
Senden bir haber
Umutsuz bekleyişleri son bulmuş birisiyim.
Gururum tutsak etse de bu susmalara
Unutulmaya mahkumsun; suskunsun
Belki bir arkadaşsın artık
Ama yepyeni olabilirdi.
Her şey senin elindeydi.

Müge İmga

 

Hiç yorum yok: